Osmanlı’da Meyhane Kültürü


Osmanlı’da Meyhane Kültürü

İstanbul’un fethedilmesiyle, Osmanlı halkı hem toplumsal hem de sosyal olarak etkilenmiş, yeni bir hayat tarzı çıkmıştı ortaya. Bizans döneminde, İstanbul’da bir kültür haline gelen meyhaneler artık Osmanlı topraklarının içerisinde yer almaya başlamıştı.

Müslümanlığı benimsemiş olan Osmanlı’da, dini ve zaman zaman idari yasaklara rağmen içki İstanbul eğlence hayatının önemli bir parçası olmayı sürdürmüş, hatta bilindiği üzere Divan Edebiyatı’nın başlıca konusu içki, yani “mey” olmuştur. Sert yasaklar getiren, ama aynı zamanda da içki kullanımında bulunan şair padişahlar II. Selim (1566-1574) ve III. Selim (1789-1817) içki âlemlerini ve içkiyi öven mısralar yazmışlardır. 

İçki Yasakları

İstanbul’da geniş kapsamlı ilk içki yasağını uygulamaya koyan Osmanlı padişahı ise Kanuni Sultan Süleyman’dır (1520-1566). 1617 yılında I. Mustafa, 1618-1622 yılları arasında II. Osman (Genç), 1622-1623 yılları arasında, ikinci saltanat dönemi sırasında yine I. Mustafa içkiyi serbest bırakmışlarsa da hemen ardından IV. Murat’ın içki yasağı gelmiştir. II. Süleyman döneminde (1687-1691) hazine zarara uğradığı için içki yasağına son verilmiş, daha sonra yeniden yasaklanmıştır. İçkinin serbest olduğu, meyhanelerin en parlak yıllarını yaşadığı, içki içmenin âdâbının inceldiği, kendi kültürünü yarattığı, şiir ve şarkıda yansıdığı dönem ise 1718-1730 yılları arasında yaşanan Lâle Devri’dir.

Tanzimat döneminden sonra içki yasağı hususunda sert yaptırımlardan kaçınılmakla beraber, sarhoş olup taşkınlık yapanların cezalandırılması, meyhanelerin gözetim altında tutulması gibi uygulamalara devam edilmiştir. Bu dönemler süresince içki denilince akla gelen önce şarap daha sonra da rakı çeşitleriyken, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, batılılaşmanın da etkisiyle yabancı içkiler tüketilmeye başlanmış, hatta saray çevresinde konyak diğer içkilere göre daha fazla tüketilmeye başlamıştır. İkinci Sultan Abdülhamit konyak ve rom, V. Sultan Mehmet Reşat ise konyak seven padişahlar olarak bilinirler.

Tanzimat döneminin ortalarından itibaren “Âb âlemleri”nin, yani mehtaplı gecelerde açık havada ve hatta kayıklarda düzenlenen rakı âlemlerinin Batı tarzı eğlencelerle birlikte yoğun sürdürüldüğü görülür. İkinci Sultan Selim’in saltanat döneminden itibaren ise içki alemleri bütün baskı ve yasaklara rağmen kimi zaman seyrek olarak, bazı dönemlerde de çok yaygın olarak yapıla gelmiştir.

Yepyeni Zevk ve Duygular

Bilindiği gibi Fatih Sultan Mehmet’in saltanat dönemi özellikle İstanbul’un imarı ve iskânıyla geçmişti. Oysaki oğlu Sultan İkinci Beyazıt döneminde İstanbul halkı baharla birlikte kırlara çıkmaya başlamış, yazlık mekânlar da önem kazanmıştı. Kâğıthane’nin yıldızının parlamaya başlaması o dönemlere rastlar. Sultan İkinci Beyazıt özellikle müzikli şenliklere pek düşkündü. Bu sebepten dolayı sarayda müzik öğretimi için özel bir bölüm bile yaptırmıştı. Ayrıca, 1485 yılında Galatasaray Kışlası’nı yaptırdığı zaman buraya yerleşen gençlere müzik eğitimi koydurmayı da unutmamıştı. Padişahın bu tür tutkularını benimseyip örnek alan vezirler de konaklarında saz meclisleri kurmaya başlamışlardı. Gitgide artan hoşgörü nedeniyle şarap da zevk araçları arasına katılmıştı. İçki, İstanbul’un yeni sahipleri arasında hayli yaygınlaşmıştı. O dönemde Rumların şarap yapım evleri olanca hızıyla çalışıyor, İstanbul’un yeni sakinleri de yepyeni zevk ve duygularla kucaklaşıyorlardı.

Sultan İkinci Beyazıt’ın oğlu, Şair Padişah Yavuz Sultan Selim’in saltanat dönemi ise içkili eğlencelerin yoğun olarak yapıldığı parlak bir dönemdi. O dönemde, İstanbul’da içki tüketiminin artması sonucu bazı semtlerde hizmete uygun olarak düzenlenmiş meyhaneler açılmaya başlandı. Kâgir, kapıları ve pencereleri kemerli, loş ve geniş, zeminleri toprak, duvar kenarları şarap fıçılarıyla dolu müstakil mekânlardı bunlar. Bu gelişme ile verilen hizmet daha düzenli ve düzeyli bir şekilde yapılmaya başlanmıştı artık.

 

 

Yararlanılan kaynak: Eski İstanbul Meyhaneleri-Vefa Zat

+ Yorumunuzu Yazın

+